|
Beynin her iki lobunu da mükemmel kullanabilen, zeki, yaptıkları ve söyledikleriyle etrafında bulunan insanların odak noktası haline gelmeyi başaran ,bitmez tükenmez enerjisi dolasıyla zapdedilemeyen çocuklardan bahsediyorum. Çevreleri tarafından çoğu zaman anlaşılamayan, aşırı yaramazlıkları nedeni ile hiperaktif kabul edilen üstün zekalı bu çocukları anlayabilmek için onlara bir yetişkin gibi davranmaktan başka çözümünüz yok diyor uzmanlar. Uyumsuzluk, öğrenme eksikliği ve aşırı hareketliliği ile hiperaktif teşhisi konulan bu çocukların, çoğu zaman konulan tanı ve teşhisler dolayısıyla verilen ilaçlarla uyuşturularak olağanüstü yetenekleri harcanmakta.
Gelişmiş ülkelerde ise bir çok uzman bunun hiperaktiflikten farklı bir tanı olduğunu, bunların sorunlu olmadığını fakat doğru davranılmadığında sorun teşkil edebiliceklerini devamlı yineliyorlar. Sayıları hiç de az olmayan bu çocuklar için özel eğitim programları düzenlenirken, aileleri tarafından anlaşılamayan çocuklar ise bastırılmak adına şiddete maruz kalıyor.
Yeni bir bilinç ve enerji ile dünyaya gelen bu çocukların, eski enerji üzerine kurulu toplumumuzda zeka ve üstün yetenekleri bastırılarak gelişim ve dışa vurumları engellenmekte. Bebekliklerinden itibaren diğer çocuklara oranla ciddi farklılık sergileyen, erken konuşan, ne istediklerini bilen bu çocuklar, akla hayale gelmeyecek konuları tartışıp çok soru sorarak sizi fena halde köşeye sıkıştırabilirler. En çok insan bedenini merak eder her santimini bilmek isterler. Kardeşlerine, bakıcılarına, kedi köpek ve benzeri evcil hayvanlara bu nedenle istemeyerek zarar verebilirler. Örneğin gözünüze parmağınızı sokup bunun sonucunda ne olacağını görmek istediklerinde yapmanız gereken, nazikçe parmağınızı çocuğunuzun gözüne yaklaştırarak ne hissedildiğini anlatmanızdır.
Bu çocuklara her şeyin neden ve sebeplerini açıklamanız gerekiyor. Onlara kalıplarla bakılıyor olmasından doğan zorluktan ötürü problemli bir çocuğunuz olduğunu düşünürsünüz çoğu zaman. Alışılmadık yetenekleriyle bu büyümüş de küçülmüş çocukları anlayabilmek görüldüğü gibi hiç de kolay değil. Eğitimleri gerçekten zor olan bu çocuklarla ,uzlaşabilmek için her konuda bilgilendirmelisiniz. Gelişmelerden haberdar edip ve hatta olaylara onu da dahil etmelisiniz. Sadece sözünü dinleten bir disiplinci gibi kaba davranışlardan ve emir vermekten kaçınırsanız, onlarla yaşamın ne kadar kolay olduğunu anlarsınız. Tek yapmanız gereken sevecen, güvenilir bir danışman olmak. Çünkü bu çocukların en belirgin ortak özellikleri, her zaman bir asalet duygusuyla yaşar ve davranışlarında da bunu sergilerler. Onlara neyi yalnış yaptıklarını göstermeniz sorunu sahiplenmeleri sağlar ve çözmenin yollarını sunar. Böylelikle onurlarını kırmazsınız. Bu sistem yıkıcılar her zaman bulundukları yerlerde kendilerine verilen her görev için pratik çözümler bulur, mutlak otorite karşısında zorlanır, ikinci plana atılmaktan asla hoşlanmaz ve disipline etme adına verilen küçük cezalara ve tartışmalara asla sonuç vermezler. Gözlerini kaçırmadan sizi dinler ama asla zavallı, çaresiz bir bebek gibi durmazlar. Her zaman cevapları hazırdır. Duygu sömürüsü yapmanıza imkan yoktur. Çünkü bu kodlar yaradılışında olmadığından onu kullanma gibi bir şansınız da yoktur. Açıklarınızı hemen farkederler ve bunu size farkettirerek ilerler ve sizi çözüme dahi ulaştırırlar.
Sizin çocuğunuz da bir indigo olabilir ve gerçekten onlara bir birey gibi davranmadığınız, fikirlerine saygı göstermediğiniz ve takdir etmediğinizde kelimenin tam anlamıyla bu delirmenin eşiğindesiniz demektir.
Gezegenimizi hasat için hazırlamaya gelen, ele avuca sığmaz ve baskıdan hiç hoşlanmayan bu çocuklar bu gibi durumlarda, kendilerine zarar vermekle tehdit eder, kafalarını duvara vurma, saçlarını çekme, vurma, ısırma gibi bastırılmış olmanın dışa vuruşunu bu şekilde gösterirler. Gençlik yıllarında ise kendilerinin farkında olamamaları nedeni ile herkesten farklı olduğu düşünür ve içine kapanırlar. Doğru eğitimlerle entegrasyonu sağlayamadığımız sürece depresyon, uyuşturucu, şiddet, rastgele ilişki kurma gibi her türlü negatif kutba girerler. Bunun temelinde ise yeni yolları öğretme sorumluluğundan ebeveynlere ayna tutup, kendilerini imhaya yönelirler ve ailelerini ve etrafında bulunanlara da bu modeli gösterirler.
Şu anda gezegenimizi zor zamanlar bekliyor, üstün zekaları nedeniyle beyinlerinin etkin olmayan bölümlerini kullanabildikleri için, bizlerin mantığını anlamak ve görmekte zorlanan bu çocuklara yer açabilmek için köklü bir değişimin gerekli olduğunu düşünüyorum.
Konuyla ilgili görüşlerini aldığım, beş yıldır terapist olarak yetişkinlere yönelik çalışmalarına bu yıl çocukları ve gençleri dahil eden, NLP(sinir sisteminin dili ve programlanması) uzmanı Tolga Gürleyen bakın ne diyor...
Yanlış bir algılama ve eğitim sistemindeki hatalar dolayısıyla çocuklar iki çekmeceye konuyor.
1- Normal çocuklar 2- Normal olmayan çocuklar: a) hiperaktifler b) özürlüler c) otistikler d) hastalar
Doktor ve eğitimcilerin önünde beş adet çekmece var ve sistem soruyor: "bu çocuk hangi çekmeceye ait?" Mesleğe bazen idealist başlayan kişiler sistemin dışına çıkamıyor. Özel yaşamlarında belki... Bu nedenle ailerin ciddi şekilde ve süratle bilinçlendirilmesi gerekir. Her çocuk bir çözüm vaadidir. Ailede, millette, dünyada yaşanıp çözülememişlikler, sıkışmış enerjiler, sırlar, acılar, kısır döngüler için. Genetik kodları yanı sıra en uygun olasılıklar bu talep doğrultusunda seçimler yapmaya başlar.
İnsanlığın "indigo çocuklar"a olan ihtiyacı ve talebi ikinci dünya savaşı sonrası başladı.1968 kuşağıyla yoğunlaştı. 1950 lerden itibaren öncü indigolar daha çok görülmeye başladı. İndigo kelimesinin asıl ulaşmaya çalıştığı kavram: herşeyin bütün olduğunu kavramış ve dengelerini yeniden yapılandırmış, bu yönde evrimleşmiş olandır. Bu kişilerin fiziksel farklılıkları sadece onların yanında hissedebileceğiniz farklı, etkileyici, hoş ve şefkatli bir enerjidir. Aynı zamanda bir şekilde ya da bir yönden sizden daha hızlı olabilirler. Yani bedendeki bariz belirtilerden anlayamayız. Yaşam zaman zaman oyun gibi geldiyse ve sınırsız sevginin eksikliği başınızı ağrıttıysa ve kişisel sorunlarınız için sadece kendinizi eleştirebiliyorsanız ve yaşanmış bir senaryonun tekrar ettiğini hissediyorsanız, bazen de dünya için fedakarca bir eylem yapmayı samimiyetle hayal ediyorsanız... Siz de bir indigo olabilirsiniz. İndigolar genellikle aykırı, kalıpları yıkmak isteyen, bilgiye meraklı (kitap yada ders olması gerekmez), kişilerin zayıf noktalarını zorlayan eylemlerde bulunabilirler. Ancak bizler de çekmece yaratmayalım 1) İndigo olanlar 2)İndigo olmayanlar şeklinde.
Geçmişin etkilerinden, geleceğin kaygılarından ve etiketlerimizden sıyrılıp zihnimizi boş tutarak iletişim kurmalıyız çocuklarla. Kalbinizi açıp şefkatin yeşil ışıltılarıyla doldurun odayı ve sakin, gevşemiş bir halde konuşun veya sadece durun. O zaman size dünyaya geliş amaçlarını söyleyeceklerdir. Eğer her çocuk bir çözüm vaadiyse, indigo olsun olmasın onlara ulaşmalıyız.
Not: Sorularınız için Tolga Gürleyen'e gurleyentolga@gmail.com 05352282259 nolu telefondan ulaşabilirsiniz.
Asu Mansur asumansur@yahoo.com
|