 |
İçki ve içki yasağı üzerine öyle çok ipe sapa gelmez tartışmalar oldu ki birileri bu tartışmalar üzerinden kafayı bulu-yor. Nasıl mı? İçkiyi laikliğin olmazsa olmaz şartı diye düşünmek akıl alır gibi değil. Gençleri ‘Evlatlar bakın memleket-te demokrasi var, laikiz. Çekin kafayı daha çok laik olun’ diye teşvik etmenin anlamı yok, sarhoş laiklere güvenecek halimiz de hiç yok! Akşam kafayı çekerken laik yatsa sabah ayılınca bir gece öncesini hatırla-yacağı ne malum... Ayrıca yeryüzünde çocuğuna ‘Yavrum bak şarap zevkin yoksa hödük kalırsın. Aman ihmal etme şarap içmeyi öğren. Şarap dersini çalışıp bitirdikten sonra rakıya geç, su gibi yap. Sonra karışık sarhoş ol’ diye nasihat veren ne Müslüman ne Budist ne Hıristiyan ne Pagan tek bir anne duymadım.
YANILMIŞIZ ARKADAŞ
Unutmayalım ki ABD’de içki yasağının en büyük destekçisi feministlerdi. Birahaneleri, barları resmen basıyor, en hafifinden ilahi söyleyip nutuk atıyorlardı. En hafifinden dedim... Carrie Nation adlı ablamız, kendisine eşlik eden grubuyla resmen elinde baltasıyla birahane ve barları grubuyla basıp şişeleri kırması sarhoşları kovalamasıyla meşhur. Bu grup Hıristiyan kadınlardan oluşuyor.
Öte yandan içki yasağını savunmanın, uygulamanın içki ile mücadelenin en kötü sonuç veren yöntemi olduğu, dünyada içkiyi bir zamanlar yasaklamış pek çok ülkenin tecrübeleriyle sabit.
Ben söylemiyorum, bakın ABD ‘de içki yasağı yıllarında içki yasağının en büyük savunucusu John D. Rockefeller 1932 tarihli mektubunda nasıl ‘Yanılmışız arkadaş’ diyor: ‘İçki yasağının kamuoyu tarafından destekleneceği ve alkolün şeytani etkilerinin anlaşılacağını umut ettim. Ama sonuçların böyle olmadığını gördüm. Yasakla birlikte genelde içki kullanımı arttı, bar ve salonların yerini fazlasıyla gizli içki içilen yerler aldı, yasadışı üretim ve satış yapanlar, yasağa karşı çıkan ve açıkça içki içen yurttaşlar çoğaldı, yasalara saygısızlık eğilimi arttı ve suç oranı daha önce görülmemiş bir hızda artış gösterdi.’ Denetimsiz üretim, üzüm kalitesinde düşüş, Mafiozik yapılanma, vergi kaybını da ben ilave edeyim. |
 |
BUNUN ATATÜRK’LE İLGİSİ YOK
Modalılar bu yasağın neler getireceğini görüyorlar ve bir anlamda bu yasağın kalkmasını isteyerek içkiyle de mücadeleyi en doğru biçimde onlar sürdürüyorlar. Yasağın içki tüketimini azaltmaya ve laikliğe faydası yok. Atatürk ile ise hiç ilgisi yok! Zira Atatürk’ümüzün bildiğim kadarıyla esasen hiçbir yerde ‘Ben gençlerin kafa çekenini severim’ veya ‘Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki alkolde mevcuttur’ ya da ‘Ben sporcunun zeki, şaraptan anlayan ve geceleri zurna gezenini severim’ gibi sözleri mevcut değildir. Pön Savaşları’na dönen içki yasağı konusunda içkiyi ağzına burnuna içip saçmalayan hödük sayısı ile ayıkken saçmalayan hödüklerin saçmalamak mastarını çekmede birleştiğini üzülerek görüyoruz. Birlik, beraberlik tamam da böyle birlik olacaksak bölünelim, ayılalım daha iyi. İçki içmeyi Brahmin sınıfa mensubiyetin çok önemli bir göstergesi kabul edip sınıf atlamak isteyen hödüklere eski Türk filmlerindeki matmazeller gibi oturma kalkma, kadeh tutma dersleri vermeye soyunanların halleri ise çok komik... Şarap kültürü ise kafa çekmeye değil damak tadına dayanan başka derin bir mevzuu ve ciddi bir ekonomik değer.
Mainstream Medya’nın içkiyle ilgili tutumuna gelince, aslında eli baltalı Carrie Nation’dan beter bir hoşgörüsüzlükte olduğunu görürsünüz, bakmayın atıp tuttuklarına, kameralarına sarhoş yakalanan Tolga Karel, Engin Günaydın, Teoman, Nurseli, hatta bu yaştan sonra bir iki tek atmış Halil Ergün olunca işi ‘Ne olacak bunların hali’ noktasına getirmekten asla çekinmiyorlar. Cahide Sonku’nun, Afife Jale’nin sanatsal anlamda ne yaptığını hatırlayan yok ama içki zaafları nesilden nesile kutsal bilgi olarak aktarılmakta. Sanatlarına katkılarıyla değil insani zaaflarıyla unutulmazlar arasındalar.
İSKELELER NİÇİN YAPILDI?
Aslında medyamız içki düşmanıdır. İçki içeni fena teşhir eder, ölse bile unutmaz, arkalarından içki zaaflarını anlatır ama nedense iş Tayyip Bey’e gelince kadeh kaldırsın istenir. Gerçekten pek tuhaf bir durum... Teoman, Tolga, Halil içmesin ama Tayyip Bey kadeh kaldırsın sonucu çıkıyor!
İçkiyle savaşın asla yasaklarla |
 |
olmayacağını görmüş bu uygulamadan vazgeçmiş pek çok ülke var. En son yasak Faroe Adaları’nda 1992 yılında kaldırılmış. Özetle anlaşılmış ki alkolle mücadele alkolü yasaklamakla olmuyor. (Yaş düzenlemesini elbette kastetmiyorum)
Moda İskelesi meselesinde kimse içki iyidir demiyor, yasağa karşı ayağa kalkıyor. Çünkü onlar durumun farkındalar. Bir de Moda, Kalamış, Caddebostan iskelelerinin yeniden esas fonksiyonlarına dönmesi için toplantılar yapılsa, acaba trafik yoğunluğuna çareler aranırken bu iskelelerin yapılış maksatlarına dönmek hiç mi akla gelmeyecek Sayın Belediye Başkanımız?
Malum bu iskeleler ileride gazino, çay bahçesi olarak kullanılsın diye yapılmadı. Vapurlar yanaşırdı ve o koy, insanların bir tatlı huzur almaya geldiği Kalamış’tı. Bu yazı star farkıyla yazılmıştır.
Ekranların eşek arısı
BİR eşek arısı o kanaldan bu kanala uçup sunucu, spikerlerin dillerini sokmakta... ‘Kolanya, piyono, vakaaaa, raaakip, meşaaale’ dedirtmekte... Türk Dil Kurumu’nun sesli sözlük çalışmaları umarım dile musallat bu eşek arasının sonunu getirecek bir raket olur. Müze kartı uygulamasından sonra sesli lügat çalışması bu yılın ikinci müjdesi oldu. Akıl edenlere, emeği geçenlere teşekkürler.
Öğretmenler sınıfta kalınca ne olur?
EKONOMİMİZ durmadan not alır ya... A oluruz derken B Plus’a düşeriz, derken C sınıfta kalırız. Bu senelerdir bitmeyen bir kurt masalıdır, hep birileri bize not verir durur. Bu sene bize not verenlerin batması öğretmenin sınıfta kalması gibi bir şey olmadı mı?
Beyaz camdaki kibarlık budalalığı
BİRİSİNİ hırsızlık, arsızlık, iftira, yolsuzlukla suçladıktan sonra hitap ederken o şahıstan ‘Sayın’ diye bahsetmek mantıklı mı Allah aşkına? Madem adam ‘Sayın’ niye o zaman bunca melanetle suçluyorsun kardeşim? Bu sorunun yanıtı suçlayanın terbiyesi icabı ise ne kadar samimiyetsiz bir terbiye... Üslup yapacağız diye acayip komik şekil yapılıyor. Üslup çekişmelerinden çok içerik izleyiciyi ilgilendiriyor, birbirlerine terbiye dersi verenlerin düştüğü fare tuzağı ise kibarlık budalalığı oluyor. |