Korsan Haber


Anasayfa Yazarlar Analiz Dosya Futbol Ekonomi Teknoloji Magazin Güzel İnsan Videoblog Fotoblog Whois English 06.01.2009





Necef Uğurlu


Türkiye karnavalı

RİO Karnavalı belli tarihlerde oluyor ama hazırlıkları bütün yıl sürüyor derler, bizde ise hazırlığı olmayan bir ‘Daimi Karnaval’ havası hakim, ekranlar sayesinde.

Ekranda alt bant geçiyor, ‘Antalya Film Festivali devam ediyor’ yazıyor, etmemesi mi bekleniyordu? Olağanı ilan etmek ne mana? Yakında ‘bugün okullarda dersler devam ediyor’ ‘hastanelerde ameliyatlar yapılıyor’ diye mi yazılacak, olağan işleri haber vererek yeni bir paniklettirme türü mü icat olundu acaba? Ekran tartışmacılarının sıkça kullandığı ‘anlamakta zorluk çekiyorum’ cümlesi de neyin nesi? Anlama zorluğun varsa bu tartışmaya niye katılıyorsun o zaman, anla öyle gel diyesi geliyor insanın.

İLK OLMAK ŞART MI?

‘İlk’ olma merakı da almış başını gidiyor, bir yerde okudum Öldür Onu filminin çekimleri Çatalca’da tamamlanmış. Gene bir ‘ilk’e imza atılmış. Filmin ‘bir ilk ‘ olmasının nedeni bir kovboy filmi olmasıymış. Türklerin kovboy filmi çekme, Yunan Tragedyası yazma, oynama, river dansını yapma merakları bilinen bir gerçektir. Bu kovboy filmi de ‘ilk Türk kovboy filmi’ değil, şahsen Beyoğlu’nda Cüneyt Arkın ve Semiramis Pekkan’ın oynadığı bir kovboy filmi afişini hatırlıyorum. Bu Türk kovboy filminin Türkçe ismini hatırlamıyorum ama afişte parantez içinde The Outlaw yazılıydı. Ve korkarım o film de ilk Türk Kovboy filmi değildi galiba, Yılmaz Güney de çevirmişti daha önce... Evet, Türkiye artık non-stop karnaval günleri yaşıyor ama güldürmeyen eğlencesiz bir karnaval, galibi de yok çünkü haksız rekabet yarışmayı ortadan kaldırdı, şarkıları değil yaşam öykülerini yarıştıran bir-iki gariban yarışma programını rekabetin erdemi faslına şahsen sokamıyorum. ‘Sosyal Sorumluluk’ serisinden ise bıkkınlık geldi, şarkısı, şiiri, gösterisi, filmi derken ders vermekten asıl işini yapamayan sosyal sorumluluk delisi sanatkarlar, şarkısı var bestesi yok, sosyal sorumluluğu var ama filmi yok hale gelmediler mi Allah aşkınıza yoksa bana mı öyle geliyor?

Okumasam olmazdı

Bensiyon Pinto’nun anlattığı, Tülay Gürler’in derlediği Anlatmasam Olmazdı Geniş Toplumda Yahudi Olmak adlı kitabı okuyorum. Kitabın ismine aldanıp sadece Yahudileri ilgilendirdiğini sanmayın, insanı araştırmaya, düşünmeye sevk eden bir çalışma çünkü içinde Bensiyon Pinto ve onursal başkanı olduğu cemaati olduğu kadar herkes var, ‘Biz’ varız bu bakımdan doğrusu ‘geniş toplumda Yahudi olmak’ kavramının isim olarak seçilmesini kitabın içeriğine pek paralel bulmadım, Pinto hayatıyla birlikte bu ülkenin çeşitli zaman dilimlerinde başına gelen olayları öyle güzel, zekice anlatmış ki incinmelerinde kendi yaşadıklarınızla bir paralellik bulursanız sakın şaşırmayın ama ‘Acaba ben de mi Yahudiydim de benzeri saçma sapan işler başıma geldi?’ diye kendinize sormaktan çekinmeyin. Allah için Cumhuriyetimiz azınlık, çoğunluk, inanç farklılığı gözetmeksizin yurttaşlarını hırpalamakta pek eşitlikçi davranıyor, ben buna güleyim mi ağlayayım mı, sevineyim mi üzüleyim mi diye bir türlü karar veremedim. Hiç kabahatim yokken bütün çocuklara eşit davranma isteğiyle yanıp tutuşan öğretmenimin sıra dayağı yerine koyduğu kulak çekme işleminden dolayı çekilmekten bir kulağı diğerine nazaran daha büyük bir Cumhuriyet Çocuğu olarak büyüdüğümden mi nedir pek sevdim bu kitabı. ‘Biz’ kavramı bu kitapla yüreğime su serpti. İçimdeki bir büyük özlem, buruk bir acıyı ise kitabın kalbimi ok gibi delip geçen şu cümlesinde buldum ...’Birbirine sonsuz güveni olan insanların yaşadığı bir sokağa açılırdı kapılarımız. Biraz loş, biraz gri, biraz dar ama bir o kadar da ‘insan’ dolu bir sokağa’...Tülay Gürler’in insan kalbini okuyan kalemi, Bensiyon Pinto’nun cesaretiyle, kalbi, sitem ve özlemleriyle insan dolu bir sokağa açılacaksınız, okumasaydım olmazdı diyeceksiniz, tavsiye olunur.

Pelin Kız vazgeç bu işlerden

Eski bir nasihattir, kızlara verilirdi ‘Ellenme, bellenme, dillenme’ diye. Lakin şimdi şöhret ellenmeden, dillenmeden, bellenmeden olmuyor. Tamam da ellenip, ellendikten sonra işi dillendiren ve tekrar tekrar kendilerini ‘bellendiren’ bu arsız kızlar korosuna hiç yakışmayan Pelin Batu’nun bu hevesini anlayamıyorum. Andersen Masalı’ndaki kat kat şiltelerin arasındaki bezelye tanesini hisseden masum bir prenses niye bu koroda ille yer almak ister ki? ‘Kardeşimle çıplak gezeriz’ demeler, soyunmalar, bluzu çıkarır gibi yapmalar filan, olmuyor zaten. Gene eski bir nasihat çınlıyor kulaklarımda, ‘iyi şeylere heves et’. Zaten onlar gibi değilsin, nedir bu gayret, vaz geç Pelin Kız, sıradan, sürüden olmamak da dikkat çeker, merak etme.





Demokratik sol yorumunda CHP
Yılmaz Karakoyunlu 

Derdimiz Hamas mı, Filistin halkı mı?
 Cengiz Çandar





Muhtar Kent’ten Amerikalı çocuklara Müslümanlık dersi
Can Ataklı 

Ömer Seyfettin Pornografisi (MEB tavsiyelidir)
 Enes Buladı





Asgari düzen ve asgari düzülen!..
Ali Ersin Kelleci 

Askeri şura gibi medya şurası yapılsın
 Barbaros H.





Yorumlar Yorum ekle
Bu yazı için yorum eklenmemiştir.


 ADnet Reklamları Siz de reklam verin    



Anasayfa | Yazarlar | Analiz | Dosya | Futbol | Ekonomi | Teknoloji | Magazin | Güzel İnsan | Yatay Zeka | Videoblog | Fotoblog | Whois | English

Anasayfam Yap | Detaylı Arama | Günün Tüm Haberleri | RSS | Arşiv | Anket | En Popüler Siteler | Trafik Kameraları | Künye | Reklam | Bize Ulaşın