Korsan Haber


Anasayfa Yazarlar Analiz Dosya Futbol Ekonomi Teknoloji Magazin Güzel İnsan Videoblog Fotoblog Whois English 11.03.2010





Ümit Eren Yurtsever
umiterenyurtsever@korsanhaber.com


“DEMOKRASİ” gelecek!

İsviçre’de dini simge olduğu gerekçesiyle camilere minare yapılmasının yasaklanmasını isteyen aşırı sağcılar, gerekli sayıda imzayı toplayıp  konuyu referanduma götürdüler. Sonuç tam bir felaket oldu. Guardian gazetesi, bu kararla İsviçre'nin Müslümanlara karşı kısıtlama getiren ilk Avrupa ülkesi olduğunu yazdı. Alman basını da, "Sonuç, şok ve siyasi depreme yol açtı. Aydınlanmanın gerisine düşülmüş, akıl ve bilgiye büyük bir darbe indirilmiştir" yorumunu yaptı.

iktidar, demokrasiyi sadece sayısal çoğunluk olarak görüyor. “Eğer sayımız fazlaysa biz haklıyız” mantığından yola çıkan iktidar “Eğer halk bir konuda karar verirse bunun önünde hiçbir engel olamaz” görüşünün arkasına sığınıyor. “Tek hâkim sensin, senden üstün yok” sloganıyla halkın saflığından yararlanmak istiyor. Demokratik hakların referanduma sunulması söz konusu olamaz. O yüzden her referandum demokratik değildir. Bazı şeyler vardır ki buna çoğunluk da, halk da karar veremez. Temel insan hakları vardır ve bu temel insan hakları referanduma tabii tutulamaz. İnanç özgürlüğü bunlardan biri.  Bu en temel insan hakkının ortadan kaldırılması demektir. Bu demokrasinin sınırları içinde kabul edilemez.

 

İsviçre’de yapılan da demokrasiyi halk fikriyle tamamen özdeşleştirmektir. AKP de bunun tipik Türkiye uyarlamasıdır. Şimdi kendi silahları ile kendilerini vurmak üzereler. Çok merak ediyorum gerçektende AKP tarafından referanduma getirilecek maddeler Türkiye’de uzun zamandır tartışılan;

 “Türkiye'de bir sivil darbe süreci yaşanıyor, Putin gibi bir diktatörlük yönetimi yerleşiyor” tartışması Cumhuriyet gazetesinin 27 Nisan (2007) öncesinde başlattığı 'Tehlikenin farkında mısınız?' ile başladı, Milliyet yazarı Kadri Gürsel, Güngör Mengi, Ruhat Mengi, Necati Doğru, Süheyl Batum, Nuray Mert’in son çıkışı ve isimlerini saydıklarıma ek olarak Hürriyet'ten Oktay Ekşi, Özdemir İnce, Radikal'den Haluk Şahin, Milliyet'ten Hasan Pulur, Melih Aşık gibi yazarlarında yıllardır hiç dillerinden düşürmediği durum ile karşılarında,

Ak Parti'nin uygulamalarında sorunlar olabilir, ama diktatörlük mü, dalga mı geçiyorsunuz?” tavrını benimseyen Milliyet yazarı Hasan Cemal, Cengiz Candar, Altan kardeşler, Star, Sabah, Bugün, Taraf gazetelerinin tüm yazarları arasında geçen “DEMOKRASİ” tartışmalarının da sonunu getirecek.

 

Onun için referanduma gelecek tüm maddeleri çok merak ediyorum bakalım kimler haklı çıkacak?

Şimdi bu sorunun cevabını verelim.

AKP parti uygulamalarına baktığımızda cevap çok ama çok basit. AKP çok demokratik maddeler gösterip kendi mevcudiyetini, gücünü ve diktatörlüğünü pekiştirecek dengeli maddeler de getirecek. Denge diyorum hala bu kadar oy kaybederken stratejik olarak baskıyı artırması doğru olmaz. Bu durumda yapılacak olan daha fazla hatta gereğinden daha fazla demokrat görünmek. Ama şunu da söylemeliyim kendi iktidarını pekiştirecek en son anayasal düzenlemeleri de getirecektir. Post-Modern liberal demokratik OTORİTER yönetimin adı bu. AKP nasıl her seçim sonrası halkın içindeki kuşkuları gideremedi ise  bu referandum sonrası da gideremeyecektir. Aslında bakarsanız bu referandum kuşkuların bittiği son seçimde olabilir. Yada tam anlamıyla tek adam yönetimi gerçekleşebilir..

 

Nedir hukuk?

Haklardır. Kime göre? Egemen olana göre.

Her toplum kendi hukukunu yaratmıştır.
Her egemen toplum grubu, ekonomik güç, aile, cemaat, ordu vb. kendi egemenliklerine göre hakların ne olacağını ve nasıl kullanılacağını belirler. Devlet de bunu yerine getirir. Devlet bir kurumdur. Toplumun ve onu oluşturan insanların yarattığı bir kurum. Onun için toplum, devlet, hukuk birbirinden bağımsız olmayan kavramlardır. Hepsi ekonomik olarak (buna bağlı olarak siyasi) egemenlerin istemlerine göre biçimlenirler.
AK Parti döneminde de olan budur. Önce siyasi iktidar oluşturulmuş ve bu siyasi iktidar eşliğinde ekonomik olarak egemen sınıf yaratılmaya çalışılmıştır. (Aslında demokratik ülkelerde ekonomi siyaseti belirler ama Türkiye’de tersi olmuştur).  Bu egemen sınıf toplumu, hukuku ve devleti şekillendirmektedir.

Ak Parti de kendi yargıçlarıyla kendi hukukunu, toplumsal yapıyı ve devleti yaratmaya çalışmaktadır. Bütün kavga buradan çıkmaktadır ve diğer egemen sınıfa saldırganca davranmaktadır.

Bu durumdan ancak uluslararası bir hukuk ile kurtulabiliriz ve her egemen güç, hukuku kendine göre değiştiremez. Bizdeki tartışma tamamı ile Avrupa insan hakları mahkemesi kararlarına uyum ile son bulacaktır. “Hukuk, yargıcın yaptığıdır” yanılgısını ortadan kaldırıp, HUKUK EVRENSEL İNSAN HAKLARIDIR denmesini sağlayacaktır.

Evrensel hukuk, sınırlar kalktığında Avrupa ile tek bir toplum olduğunda var olacaktır. Yani evrensel hukuk Türkiye’de AVRUPA ile mümkündür.
İnanın bu evrensel hukuk sistemine en çok ayak direten de Ak Parti’dir. Ulemaya sordun mu diyen, zina kararını, türban kararına en çok itiraz edip, egemen güçlerini kastre eden AVRUPA’ya kafa tutan odur. İlk evrensel hukuka toslayan yine onlar olacaktır.







Moritanya neresi?
Yılmaz Karakoyunlu 

Ergenekon, Balyoz ve Bir Çuval İncir
 Can Akçay





İçte-dışta tıkanıklık...
Cengiz Çandar 

Baykal neden Başbuğ’un kellesine kafayı taktı
 İbrahim Kiras





Paşalar da eşleri kadar cesur olabilirdi
Can Ataklı 

Bilimde Yozlaşma...
 Asu Mansur





Yorumlar Yorum ekle
Bu yazı için yorum eklenmemiştir.


 ADnet Reklamları Siz de reklam verin    



Anasayfa | Yazarlar | Analiz | Dosya | Futbol | Ekonomi | Teknoloji | Magazin | Güzel İnsan | Videoblog | Fotoblog | Whois | English

Anasayfam Yap | Detaylı Arama | Günün Tüm Haberleri | RSS | Sitene Ekle | Arşiv | Anket | En Popüler Siteler | Trafik Kameraları | Künye | Reklam | Bize Ulaşın